<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Malatyaya Bakış &#187; Kemal UYSALER</title>
	<atom:link href="http://www.malatyayabakis.com/author/kemaluysaler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.malatyayabakis.com</link>
	<description>Bir başka WordPress sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2023 07:26:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
		<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
		<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.9.1</generator>
	<item>
		<title>27 MAYIS</title>
		<link>http://www.malatyayabakis.com/27-mayis-2.html</link>
		<comments>http://www.malatyayabakis.com/27-mayis-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2020 13:21:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kemal UYSALER]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.malatyayabakis.com/?p=46338</guid>
		<description><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1946 yılında, Türkiye, çok partili bir demokrasiye geçti ve bu yıl yapılan tartışmalı seçim sonucunda CHP iktidarda kaldı. 1950 yılında yapılan bir sonraki seçimde ise, CHP’den koparak kurulan DP ezici bir çoğunlukla seçimi kazandı. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, hiç kimsenin burnu bile kanamadan, cumhurbaşkanlığını ve hükümeti, DP’ye devretti. 1950 yılından 1954 yılına [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1946 yılında, Türkiye, çok partili bir demokrasiye geçti ve bu yıl yapılan tartışmalı seçim sonucunda CHP iktidarda kaldı.</p>
<p>1950 yılında yapılan bir sonraki seçimde ise, CHP’den koparak kurulan DP ezici bir çoğunlukla seçimi kazandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, hiç kimsenin burnu bile kanamadan, cumhurbaşkanlığını ve hükümeti, DP’ye devretti.</p>
<p>1950 yılından 1954 yılına kadar alınan krediler ülkede bir mali bolluğu getirdi. Aynı zamanda bu dönemde tarım toplumu özelliğinde olan toplumumuzda toprağa makine de girdi. Yani toprak azda olsa traktörle işlenilmeye başlanıldı. Makinenin toprağa girişiyle birlikte çok nispi bir oranda kırsaldan kentlere göçler başladı.</p>
<p>1954 yılından sonra baş gösteren ekonomik daralma beraberinde yönetimde zorluk, toplumda da yönetime karşı bir hoşnutsuzluk yaratmaya başladı. Nitekim 5-6 Eylül 1955 tarihinde İstanbul Beyoğlu semtinde Rum vatandaşların işyerlerine yönelik bir yağmalama ve kargaşa ortamı oluştu.</p>
<p>Her ne kadar toprak makinelerle işlenilmeye başlanılmış ise de ekonominin canlanması için tarımsal faaliyetler yeterli olmuyor; mevcut sanayi kuruluşlarının da yeterli olmaması, yenilerinin oluşması için de yeterli sermayenin olmaması, ekonomideki olumsuzlukları sürekli derinleştirilmiş ve bunun sonucunda da toplumda huzursuzluk toplumsal bir tepki noktasına kadar gelmiştir.</p>
<p>Özellikle 1957 senesinden sonra derinliğini artıran ekonomik kriz, yönetimi baskıcı bir siyaset işlemeye yöneltmiştir. Böylece:</p>
<p>Vatan Cepheleri oluşturulmuş.</p>
<p>Tahkikat Komisyonları kurulmuş.</p>
<p>Öğrenciler üzerinde baskılar oluşturulmuş ve giderek bu baskılar artırılmış.</p>
<p>Öğrencilerden Turan Emeksiz öldürülmüş.</p>
<p>İsmet İnönü, Uşak’ta taşlanmış, Kayseri’ye katılmamıştır.</p>
<p>Başbakan Adnan Menderes:</p>
<p>Halk isterse halifelik gelir.</p>
<p>Ben, orduyu yedek subaylarla da yönetirim.</p>
<p>Akademisyenler için Kara Cübbeliler şeklinde küçültücü söylemlerde bulunmuştur. (1)</p>
<p>Bütün bu olumsuzluklara karşın, 1959 ve 1960 yıllarında yapılan Zürih ve Londra Antlaşmaları ile İngiltere, Yunanistan ile birlikte Türkiye’nin Kıbrıs’ın garantör devleti olması sağlanmıştır.</p>
<p>Ayrıca sanayi yatırımlar için ABD’den kredi istenilmiş, ancak olumsuz yanıt alınması karşısında Sovyetler Birliği ile kredi konusunda görüşülüp olumlu yanıt alınması sonrasında 27 Mayıs 1960 yılında, ABD destekli bir askeri ihtilal yapılmıştır.</p>
<p>Öncelikle belirteyim: Her türlü darbeye karşıyım. Çünkü her harekât meşruiyetini halktan alır. Bu nedenle de halka dayanmayan hiçbir harekât meşru değildir.</p>
<p>İhtilal sonrasında Yassı Ada’da mahkeme oluşturulup, partililerin yargılanmalarını doğru bulmuyorum.</p>
<p>Eğer yargılanmaları gerekli siyasetçiler var ise bunlar, iktidardan düşüp muhalefet saflarına geçtikleri zaman mevcut yasalar çerçevesinde yargılanmalıdır, diyorum.</p>
<p>Mahkemede; Başbakan Adnan Menderes, İçişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’a idam cezası verilmesi ve bu siyasetçilerin idam edilmesi, onlarca siyasetçiye müebbet hapis ve diğerlerine de değişik yıllarda hapis cezaların verilmesi, hem vicdanları sızlatmış hem de henüz yeni sahip olduğumuz demokrasinin kesintiye uğratması, demokrasimizi yaralamıştır.</p>
<p>Toplumların yaşantılarında ekonomilerin önemini hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir, diyorum.</p>
<p><em>(1) Hüsamettin Cindoruk, söylenildiği ileri sürülenlerin Adnan Menderes tarafından söylenilmediğini ifade etmiştir.</em></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.malatyayabakis.com/27-mayis-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>27 MAYIS</title>
		<link>http://www.malatyayabakis.com/27-mayis.html</link>
		<comments>http://www.malatyayabakis.com/27-mayis.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2020 07:12:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kemal UYSALER]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.malatyayabakis.com/?p=46327</guid>
		<description><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1946 yılında, Türkiye, çok partili bir demokrasiye geçti ve bu yıl yapılan tartışmalı seçim sonucunda CHP iktidarda kaldı. 1950 yılında yapılan bir sonraki seçimde ise, CHP’den koparak kurulan DP ezici bir çoğunlukla seçimi kazandı. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, hiç kimsenin burnu bile kanamadan, cumhurbaşkanlığını ve hükümeti, DP’ye devretti. 1950 yılından 1954 yılına [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1946 yılında, Türkiye, çok partili bir demokrasiye geçti ve bu yıl yapılan tartışmalı seçim sonucunda CHP iktidarda kaldı.</p>
<p>1950 yılında yapılan bir sonraki seçimde ise, CHP’den koparak kurulan DP ezici bir çoğunlukla seçimi kazandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, hiç kimsenin burnu bile kanamadan, cumhurbaşkanlığını ve hükümeti, DP’ye devretti.</p>
<p>1950 yılından 1954 yılına kadar alınan krediler ülkede bir mali bolluğu getirdi. Aynı zamanda bu dönemde tarım toplumu özelliğinde olan toplumumuzda toprağa makine de girdi. Yani toprak azda olsa traktörle işlenilmeye başlanıldı. Makinenin toprağa girişiyle birlikte çok nispi bir oranda kırsaldan kentlere göçler başladı.</p>
<p>1954 yılından sonra baş gösteren ekonomik daralma beraberinde yönetimde zorluk, toplumda da yönetime karşı bir hoşnutsuzluk yaratmaya başladı. Nitekim 5-6 Eylül 1955 tarihinde İstanbul Beyoğlu semtinde Rum vatandaşların işyerlerine yönelik bir yağmalama ve kargaşa ortamı oluştu.</p>
<p>Her ne kadar toprak makinelerle işlenilmeye başlanılmış ise de ekonominin canlanması için tarımsal faaliyetler yeterli olmuyor; mevcut sanayi kuruluşlarının da yeterli olmaması, yenilerinin oluşması için de yeterli sermayenin olmaması, ekonomideki olumsuzlukları sürekli derinleştirilmiş ve bunun sonucunda da toplumda huzursuzluk toplumsal bir tepki noktasına kadar gelmiştir.</p>
<p>Özellikle 1957 senesinden sonra derinliğini artıran ekonomik kriz, yönetimi baskıcı bir siyaset işlemeye yöneltmiştir. Böylece:</p>
<p>Vatan Cepheleri oluşturulmuş.</p>
<p>Tahkikat Komisyonları kurulmuş.</p>
<p>Öğrenciler üzerinde baskılar oluşturulmuş ve giderek bu baskılar artırılmış.</p>
<p>Öğrencilerden Turan Emeksiz öldürülmüş.</p>
<p>İsmet İnönü, Uşak’ta taşlanmış, Kayseri’ye katılmamıştır.</p>
<p>Başbakan Adnan Menderes:</p>
<p>Halk isterse halifelik gelir.</p>
<p>Ben, orduyu yedek subaylarla da yönetirim.</p>
<p>Akademisyenler için Kara Cübbeliler şeklinde küçültücü söylemlerde bulunmuştur. (1)</p>
<p>Bütün bu olumsuzluklara karşın, 1959 ve 1960 yıllarında yapılan Zürih ve Londra Antlaşmaları ile İngiltere, Yunanistan ile birlikte Türkiye’nin Kıbrıs’ın garantör devleti olması sağlanmıştır.</p>
<p>Ayrıca sanayi yatırımlar için ABD’den kredi istenilmiş, ancak olumsuz yanıt alınması karşısında Sovyetler Birliği ile kredi konusunda görüşülüp olumlu yanıt alınması sonrasında 27 Mayıs 1960 yılında, ABD destekli bir askeri ihtilal yapılmıştır.</p>
<p>Öncelikle belirteyim: Her türlü darbeye karşıyım. Çünkü her harekât meşruiyetini halktan alır. Bu nedenle de halka dayanmayan hiçbir harekât meşru değildir.</p>
<p>İhtilal sonrasında Yassı Ada’da mahkeme oluşturulup, partililerin yargılanmalarını doğru bulmuyorum.</p>
<p>Eğer yargılanmaları gerekli siyasetçiler var ise bunlar, iktidardan düşüp muhalefet saflarına geçtikleri zaman mevcut yasalar çerçevesinde yargılanmalıdır, diyorum.</p>
<p>Mahkemede; Başbakan Adnan Menderes, İçişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’a idam cezası verilmesi ve bu siyasetçilerin idam edilmesi, onlarca siyasetçiye müebbet hapis ve diğerlerine de değişik yıllarda hapis cezaların verilmesi, hem vicdanları sızlatmış hem de henüz yeni sahip olduğumuz demokrasinin kesintiye uğratması, demokrasimizi yaralamıştır.</p>
<p>Toplumların yaşantılarında ekonomilerin önemini hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir, diyorum.</p>
<p><em>(1) Hüsamettin Cindoruk, söylenildiği ileri sürülenlerin Adnan Menderes tarafından söylenilmediğini ifade etmiştir.</em></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.malatyayabakis.com/27-mayis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ATATÜRK’E SALDIRMAK-5</title>
		<link>http://www.malatyayabakis.com/ataturke-saldirmak-5.html</link>
		<comments>http://www.malatyayabakis.com/ataturke-saldirmak-5.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2020 08:26:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kemal UYSALER]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.malatyayabakis.com/?p=46283</guid>
		<description><![CDATA[Ayrıca Atatürk’ün gerçekleştirdiği Laiklik ilkesine de bu çevrelerce şiddetle karşı çıkılmaktadır. Laiklik, hukuk kurallarının ve devlet kurumlarının din yerine, akıl ve bilime dayandırılmasıdır. Ayrıca laiklik, din ve vicdan özgürlüğünün de teminatıdır. Hal böyle iken: Bu zihniyettekiler, tarihin her döneminde kendi akıllarıyla düşünmekten korkarlar. Bunların bedenleri günümüzde, ruhları geçmişte yaşayan parçalanmış kişiliklerdir. Kaybolmuş bir çağın özlemi [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ayrıca Atatürk’ün gerçekleştirdiği Laiklik ilkesine de bu çevrelerce şiddetle karşı çıkılmaktadır.</p>
<p>Laiklik, hukuk kurallarının ve devlet kurumlarının din yerine, akıl ve bilime dayandırılmasıdır. Ayrıca laiklik, din ve vicdan özgürlüğünün de teminatıdır.</p>
<p>Hal böyle iken: Bu zihniyettekiler, tarihin her döneminde kendi akıllarıyla düşünmekten korkarlar. Bunların bedenleri günümüzde, ruhları geçmişte yaşayan parçalanmış kişiliklerdir. Kaybolmuş bir çağın özlemi içinde hep geçmişle yaşarlar, bir türlü günümüze gelemezler. Kendi çağlarının, kendi zamanlarının çocuğu olmaktan korkarlar. Tarihi kendi parlak dönemlerinde dondururlar, kendi parlak çağlarını “tarihin sonu” ilan ederler.</p>
<p>Mevcut düzenden çıkarları olan kesimler, çıkarlarını kaybetme korkusuyla, mevcut düzenin yok edilmesine ve yeni düzenlere geçilmesine sürekli olarak karşı çıkmışlardır. Zira mevcut düzende kendilerini ayrıcalıklı ve nüfuzlu kişiler olarak görüyorlardı.</p>
<p>Ayrıca bu kesimlerce Arap alfabesi, dinin bir parçası olarak görülüyordu. Oysa Arap kültürü ve Arap tarihi, İslam dini değildir.</p>
<p>Bu zihniyetlere sahip insanlardan oluşan toplumlar, karanlıklarda kalmaya ve karanlıklarda yaşamaya mahkûmdurlar…</p>
<p>Atatürk, asırlar boyu uyutulan bir milleti uyandırmış, aydınlatmış, sonra da bilinçlendirmiştir.</p>
<p>Aslında Ülkemizde, Ezanın okunması ve Namazın özgürce kılınması, Atatürk’ün sayesinde olmuştur. Atatürk, Ulusal Kurtuluş Savaşı vermemiş olsaydı, şimdi ülkemizde ezan sesi yerine çan sesi duyulacaktı.</p>
<p>İnsanların dini inançlarının olup olmadığını bir başka insanlar mı ölçüyorlar da Atatürk için dini inançlarının olup olmadığını ortaya atarak, Atatürk’e din alanında yaptığı bütün bu olumlu uğraşlarına rağmen, dinsizlik damgasını vuruyorlar?</p>
<p>Bir insanın dini hassasiyetlerinin olup olmadığının en önemli göstergesi, İslamiyet’in ekseni olan yardımlaşma/dayanışma ve paylaşma yapıp yapmadığı olmalıdır. Bu yaklaşıma göre Atatürk, bir millete bağımsızlık, toprak-vatan- ve özgürlük ve böylece de dini inançlarını özgürce gerçekleştirmelerini vermiştir.</p>
<p>Ayrıca İslamiyet, barış dinidir. Atatürk, “Savaş zorunlu olamadıkça bir cinayettir,” der ve ekler: “Yurtta Barış Dünyada Barış”</p>
<p>Günümüzde din denilince insanların aklına İslam da dâhil olmak üzere mabet, tapınak, din adamı, papaz, keşiş, haham, hoca, şeyh, sarık, cübbe, kandil, ayin, türbe, mucize, kehanet, keramet, buhar, tütsü, sır vs. geliyor.</p>
<p>İbadet denilince de, İslam’da dâhil hepsi birbirine karıştırılarak, namaz, oruç, abdest, camiye, kiliseye veya havraya gitmek, günah çıkartmak, yağmur duasına çıkmak vs. akla geliyor.</p>
<p>Neden din denilince akla; hak, hukuk, adalet, işgaller, zulümler, tecavüzler, yoksulluk, yolsuzluk, sokak çocukları, engelliler, açlar, susuzlar, giderek artan boşanmalar, dağılan aileler, işsizler, zam, işkence, plansız şehirleşme, trafik, gecekondu, sanat, edebiyat, şiir, felsefe, müzik, sinema, tarih, tabiat, uygarlık vs. gelmiyor. (1)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>(1)    </em><em>İhsan Eliaçık Yaşayan Kur’an</em></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>SÜRECEK</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.malatyayabakis.com/ataturke-saldirmak-5.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>19 MAYIS</title>
		<link>http://www.malatyayabakis.com/19-mayis.html</link>
		<comments>http://www.malatyayabakis.com/19-mayis.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 08:21:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kemal UYSALER]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.malatyayabakis.com/?p=46244</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Kerem; İşgal ve zulüm altında inlemekte iken bu millete Yağmur sonrasındaki toprak gibi kokardı Yeni doğan bir çocuk başı gibi kokardı Ve dağ yamaçlarında yetişen Kan kırmızı gelincikler gibi kokardı özgürlük Asırlarca sürülmüş tarlalarda koştular Bazen görülmez yerlerde buluştular Ve yıllarca esaret altında kaldılar Ve hiç yılmadılar Yarı aç yarı tok Ayaklarında çarık Ve [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Kerem;</p>
<p>İşgal ve zulüm altında inlemekte iken bu millete</p>
<p>Yağmur sonrasındaki toprak gibi kokardı</p>
<p>Yeni doğan bir çocuk başı gibi kokardı</p>
<p>Ve dağ yamaçlarında yetişen</p>
<p>Kan kırmızı gelincikler gibi kokardı özgürlük</p>
<p>Asırlarca sürülmüş tarlalarda koştular</p>
<p>Bazen görülmez yerlerde buluştular</p>
<p>Ve yıllarca esaret altında kaldılar</p>
<p>Ve hiç yılmadılar</p>
<p>Yarı aç yarı tok</p>
<p>Ayaklarında çarık</p>
<p>Ve bir damlacık su ile</p>
<p>Kadın erkek yaşlı ve çocuk özgürlük için</p>
<p>Savaştılar</p>
<p>Ve bir gün</p>
<p>Bağımsızlık benim karakterimdir diyen</p>
<p>Ve yedi düveli</p>
<p>Çanakkale sularından geçirmeyen</p>
<p>Özgürlük savaşçısı</p>
<p>Siyah kalpaklı adam</p>
<p>Ve yanında hiç eksik olmayan</p>
<p>Birkaç gencecik fidan</p>
<p>Dağlar kadar dalgalarla boğuşa boğuşa</p>
<p>Yılmadan ve birbirinden ayrılmadan birlikte</p>
<p>Yoksa ne çıkar topumuz tüfeğimiz</p>
<p>Ya istiklal ya ölüm diyerek</p>
<p>Süngülerin parıltıları arasında</p>
<p>Birlikte özgürlüğe yürüdüler</p>
<p>Serin rüzgârların estiği Kuzey’den</p>
<p>Yaktılar özgürlük meşalesini</p>
<p>Ve kurdular özgürlüğün yıkılmaz kalesini</p>
<p>Ve omuz omuza vererek Samsun’da açılan kollar</p>
<p>Sarıp sarmalayıp Anadolu’yu kucakladılar</p>
<p>Ve dağlardan ovalardan ve yaylalardan</p>
<p>Ve kim varsa özgürlüğe susayanlar</p>
<p>Ve alınlarına güneşin şavkı vuranlar</p>
<p>Dudaklarında özgürlük türküleriyle binlercesi</p>
<p>Toprak hava ve su gibi yaşanmalıdır özgürlük</p>
<p>Ve biz yıllarca hasretini çektik diyerek</p>
<p>Ve bir sel gibi akarak Samsun’a girdiler</p>
<p>Analarının ak sütü kadar helal</p>
<p>Ve yıldızlar kadar uzak olan</p>
<p>Özgürlüğü yaşamak için</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>BAKIŞ İNTERNET’TE 19.05.2020’DE YAYINLANDI</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.malatyayabakis.com/19-mayis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ATATÜRK’E SALDIRMAK-4</title>
		<link>http://www.malatyayabakis.com/ataturke-saldirmak-4.html</link>
		<comments>http://www.malatyayabakis.com/ataturke-saldirmak-4.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2020 07:19:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kemal UYSALER]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.malatyayabakis.com/?p=46191</guid>
		<description><![CDATA[Kısacası, Batı’yı Osmanlı’dan ayıran akılcılık (Rasyonalizm) ve matematik alanlarındaki açıklık kapatılamamış ve bu açık giderek artmıştır. Şimdi gelelim, bazı çevrelerin Atatürk’e saldırmalarına. Atatürk’ün işaret parmağına bakıp, işaret ettiği yeri görmeyenler, Atatürk’e saldırıyorlar… Atatürk’ün işaret ettiği yer, çağdaş bir toplum ve çağdaş bir devlet. Atatürk’e kimler neden saldırıyorlar? Saldıranlar, dini bir sektör durumuna getirenlerdir. Çünkü Atatürk’e [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Kısacası, Batı’yı Osmanlı’dan ayıran akılcılık (Rasyonalizm) ve matematik alanlarındaki açıklık kapatılamamış ve bu açık giderek artmıştır.</p>
<p>Şimdi gelelim, bazı çevrelerin Atatürk’e saldırmalarına.</p>
<p>Atatürk’ün işaret parmağına bakıp, işaret ettiği yeri görmeyenler, Atatürk’e saldırıyorlar…</p>
<p>Atatürk’ün işaret ettiği yer, çağdaş bir toplum ve çağdaş bir devlet.</p>
<p>Atatürk’e kimler neden saldırıyorlar?</p>
<p>Saldıranlar, dini bir sektör durumuna getirenlerdir. Çünkü Atatürk’e saldırı öncelikle toplumun yumuşak karnı olan din üzerinden yapılmış ve yapılmaktadır.</p>
<p>Atatürk’ün din alanında yaptıkları:</p>
<p>İslam Dinini çok iyi öğrenip uygulayabilmemiz için:</p>
<p>Diyanet İşleri Başkanlığı’nı açtı.</p>
<p>Kur’an’ı Türkçeye çevirtti.</p>
<p>Hadisleri Türkçeye çevirtti.</p>
<p>İmam Hatipleri açtı.</p>
<p>Kur’an Kurslarını açtırttı.</p>
<p>İslam Enstitüleri’ni açtırttı.</p>
<p>Cuma hutbelerinin Türkçe olarak okunmasını sağladı.</p>
<p>Dini bir çıkar aracı bir sektör durumuna getirenler, Atatürk’ün yaptıkları sonucunda çıkarlarını kaybettikleri için değilse bu çevreler, insanların dinlerini öğrenmelerinden neden rahatsız oluyorlar da Atatürk’e saldırıyorlar?</p>
<p>Oysa din, bütün herkese açık, vicdan ve merhamet yoludur; asla bir “servet kapısı” değildir.</p>
<p>İslam Dini, iyi insan olunması için Kur’an’da öğütler verir. Anlamadığı bir dilde Kur’an’ın okunması kimseye yarar sağlamaz. İşte Atatürk’ün Türk Milletine dini alanda yaptığı en büyük hizmet, Kur’an’ın Türkçe mealini yazdırması ve Kur’an’ı okuyanların anlamış olmalarını sağlamış olmasıdır.</p>
<p>Atatürk’ün felsefesinin ekseninde anlamak yer alır. Bu nedenle din dilinin Türkçeleştirilmesi ve anlaşılması gerekir, din anlaşılmalıdır. Günde beş kez okunan Ezan ile Fatiha ve İhlâs sureleri namazda her zaman okunan surelerdir. Bunların Türkçe karşılığını kaç kişi biliyor?</p>
<p>İslamiyet, sadece Arapların dini değildir; Araplar üzerinden insanlığa gönderilen evrensel bir dindir.</p>
<p>Arap harflerini, Arap dilini, Arap örf ve adetlerini benimseyip Arap kültürü içinde yer alanlar, Araplaşmış olurlar, İslamlaşmış değil…</p>
<p>Kur’an, “yaşayanları uyandırmak, uyanışa çağırmak, derin uykulardan uyandırmak için gelmiştir.” Kur’an’ın, mezarlıkta bir ölüye okunmasıyla, şehirde onu anlamayan, anlamayacağı bir dilde, anlamayacağı bir idrakle okunması aynı şeydir.</p>
<p>Atatürk’e Kur’an’ın anlaşılmasına, din dilinin yaşayan “hayat dili” olmaktan çıkıp, adeta donmuş bir “tapınak diline” dönüştürmek ve böylece dini bir sektör durumuna getirmek isteyenler karşı çıkıyorlar.</p>
<p>İslam esasen bir “söz” dinidir; Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi “mucize ve kehanet” dini değildir.</p>
<p>Cumhuriyetle birlikte, cin, muska, büyü üzerinden kurulan hurafeci düzen yıkıldı. Dini, bir çıkar aracı, bir sektör durumuna getirenlerin çıkarları son buldu. Bu çevreler, yaptıklarıyla bir ekonomik çıkar sağlıyorlar ve toplum üzerinde de manevi bir nüfuz kazanıyorlardı.</p>
<p>Üfürükçü bezirgânlar; okuyup üfleme yoluyla ayetlerden para kazanan kişilerdir. Bunlar, inen ayetlerin gereğini yapmayı bırakıp medyumluk, cincilik, falcılık, büyücülük, kehanet, cin kovma, muskacılık, gizemcilik, yapanlardır. Bunlar birer hurafedir ve bunların İslamiyet’te yerleri yoktur. İslamiyet, bu hurafeleri yasaklamıştır.</p>
<p>İşte İslamiyet’in yasakladığı bu hurafeleri Atatürk yasakladığı için Atatürk’e bu çevreler saldırmışlar ve de saldırmaktadırlar. Ayrıca bu çevreler, anlaşılmaması için Kur’an’ın etrafında gürültü koparanlardır. Bu nedenle de Kur’an’ın anlaşılmasını önlemek için Türkçe mealine karşı çıkmışlar ve de çıkmaktadırlar.</p>
<p><strong>SÜRECEK</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.malatyayabakis.com/ataturke-saldirmak-4.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EVLAT</title>
		<link>http://www.malatyayabakis.com/evlat.html</link>
		<comments>http://www.malatyayabakis.com/evlat.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 May 2020 07:28:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kemal UYSALER]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.malatyayabakis.com/?p=46162</guid>
		<description><![CDATA[“Yazılarında ‘Evlat’ diye bahsettiklerin kim?” diye sorular alıyorum. Benim ‘Evlat’ dediklerim: İçimi döktüğüm, dert yandığım geleceğimizdir. Yoksulluk ve fakirlik yaratanları, şikâyet ettiklerimdir. İnançları kullanarak, yetim hakkı yiyenleri şikâyet ettiklerimdir. Benim ‘Evlat’ dediklerim: Barış içinde bir arada yaşamak için mücadele edenlerdir. Bağımsızlık, özgürlük ve eşitlik uğruna çabalayanlardır. Adalet ve barış için mücadele edenlerdir. Zulme ve sömürüye [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>“Yazılarında ‘Evlat’ diye bahsettiklerin kim?” diye sorular alıyorum.</p>
<p>Benim ‘Evlat’ dediklerim:</p>
<p>İçimi döktüğüm, dert yandığım geleceğimizdir.</p>
<p>Yoksulluk ve fakirlik yaratanları, şikâyet ettiklerimdir.</p>
<p>İnançları kullanarak, yetim hakkı yiyenleri şikâyet ettiklerimdir.</p>
<p>Benim ‘Evlat’ dediklerim:</p>
<p>Barış içinde bir arada yaşamak için mücadele edenlerdir.</p>
<p>Bağımsızlık, özgürlük ve eşitlik uğruna çabalayanlardır.</p>
<p>Adalet ve barış için mücadele edenlerdir.</p>
<p>Zulme ve sömürüye karşı direnenlerdir.</p>
<p>İnsanlara; sevgi, merhamet ve şefkatle yaklaşanlardır.</p>
<p>Yardımlaşan, dayanışan ve paylaşanlardır.</p>
<p>Benim ‘Evlat’ dediklerim:</p>
<p>Sevgi yerine, nefreti;</p>
<p>İyilik ve güzellik yerine, kini;</p>
<p>Birleşme yerine, ötekileştirmeyi;</p>
<p>Bütünleşme yerine, bölünmeyi;</p>
<p>Sahiplenme yerine, itmeyi;</p>
<p>Üretme yerine, tüketmeyi;</p>
<p>Verme yerine, almayı;</p>
<p>Barış yerine, savaşı;</p>
<p>Yapmak isteyen kişi ve kesimleri, şikâyet ettiklerimdir.</p>
<p>Benim ‘Evlat’ dediklerim:</p>
<p>Bize güzel bir ülkede yaşamamızı sağlayan;</p>
<p>Anadolu’da, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Avrupa Ovaları’nda, Arap Vahaları’nda, Afrika Çölleri’nde, Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da yaşamlarını yitiren şehitlerimizi;</p>
<p>On bir yılını gece ve gündüz cephelerde geçiren; gazi, mareşal, başkomutan, yokluğa mahkûm edilen Türk’ü ve Türklüğü tarihin içinden çekip çıkaran, ulus bir devlet kuran, devlet adamı, lider Mustafa Kemal Atatürk’ü;</p>
<p>Yunus Emre’yi, Taptuk Emre’yi;</p>
<p>Pir Sultan Abdal’ı, Karacaoğlan’ı, Köroğlu’nu;</p>
<p>Âşık Seyrani’yi, Nazım Hikmet’i, Âşık Veysel’i;</p>
<p>Hacı Bektaş Veli’yi, Şeyh Bedreddin’i;</p>
<p>Mevlana’yı, Şeyh Edebali’yi, Hacı Bayram Veli’yi;</p>
<p>Hasan Tahsin’i, Sütçü İmam’ı, Yüzbaşı Şahin’i;</p>
<p>Mehmet Akif Ersoy’u, Behçet Kemal Çağlar’ı;</p>
<p>Abidin Dino’yu, Ruhi Su’yu, Nesimi’yi;</p>
<p>Sabahattin Ali’yi, Aziz Nesin’i, Yaşar Kemal’i;</p>
<p>Tevfik Fikret’i, Ahmet Arif’i;</p>
<p>Hasan Ali Yücel’i, İsmail Hakkı Tonguç’u, Mustafa Necati’yi;</p>
<p>Ve daha nicelerini tanıtmaya çalıştığım gençlerimizdir…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.malatyayabakis.com/evlat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CORONA DEDİKLERİ</title>
		<link>http://www.malatyayabakis.com/corona-dedikleri.html</link>
		<comments>http://www.malatyayabakis.com/corona-dedikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2020 08:06:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kemal UYSALER]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.malatyayabakis.com/?p=46116</guid>
		<description><![CDATA[Yaşamak, ciddi bir iştir. Hele yaşatmak, daha da ciddi bir iştir. Corona denilen bir virüs, bütün coğrafyaları hiçbir ayrım gözetmeden, ahtapot gibi kolları arasına aldı. Milyonlarca insanın hastalanmasına ve binlerce insanın ölümüne neden oldu. Toplumlar, ölmemek için direnmeye başladılar. Ya biz, ne yaptık? Bir Bilim Kurulu oluşturduk. Bilim Kurulu’nun aldığı tavsiye kararlarını bir kişinin inisiyatifine [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşamak, ciddi bir iştir. Hele yaşatmak, daha da ciddi bir iştir.</p>
<p>Corona denilen bir virüs, bütün coğrafyaları hiçbir ayrım gözetmeden, ahtapot gibi kolları arasına aldı.</p>
<p>Milyonlarca insanın hastalanmasına ve binlerce insanın ölümüne neden oldu.</p>
<p>Toplumlar, ölmemek için direnmeye başladılar.</p>
<p>Ya biz, ne yaptık?</p>
<p>Bir Bilim Kurulu oluşturduk. Bilim Kurulu’nun aldığı tavsiye kararlarını bir kişinin inisiyatifine bıraktık.</p>
<p>Ama Corona durmuyor. Vuruyor ha vuruyor.</p>
<p>İnşallah, maşallahla demekle durmuyor.</p>
<p>İki günlük hafta sonlarında ya da dört günlük sokağa çıkmayı yasaklamakla durmuyor.</p>
<p>İki saat içinde, binlerce insanı sokaklara dökmekle durmuyor.</p>
<p>İstifa etmekle durmuyor.</p>
<p>İstifanın geri alınmasıyla durmuyor.</p>
<p>Belediyeleri hizmet dışına atmakla durmuyor.</p>
<p>Her gün, maskenin nasıl dağıtılacağının konuşulmasıyla durmuyor.</p>
<p>Sıkça ellerin sabunla yıkanmasıyla durmuyor.</p>
<p>Peki, nasıl duracak?</p>
<p>Bir kriz merkezi oluşturulmalı.</p>
<p>Bilim Kurulu içinde siyasiler olmamalı ve kendi arasında, bir başkan seçmeli ve aldığı kararlarını başkan aracılığı ile halka duyurmalı ve bu kararlar uygulanmalı.</p>
<p>Öncelikle sağlık çalışanlarımız korunmalı.</p>
<p>Yeterince para basılmalı ve halka dağıtılmalı.</p>
<p>Önceden duyurulmak üzere, on dört gün sokağa çıkılması yasaklanılmalı.</p>
<p>Evdeki insanlara süratli bir şekilde test yapılmalı.</p>
<p>Tarım ve hayvancılık üretimi hızla artırılmalı.</p>
<p>Ücretsiz olarak internet dağıtımı yapılmalı.</p>
<p>TV kanallarında, farklı kişiler tarafından Corona hakkında bilgi verilmesi yerine; aynı saatte, bütün TV kanallarında sadece Bilim Kurulu Başkanı tarafından bilgi verilmeli.</p>
<p>TV kanallarında: olumsuz programlar yerine, daha eğlenceli ve bilimsel ve belgeseller yayınlanmalı.</p>
<p>Halkın ihtiyaçları; polis, jandarma, asker, imam, muhtar ve belediye elemanlarınca karşılanmalı.</p>
<p>Başta eğitim ve sağlık alanlarında olmak üzere çok sayıdaki alanda parasız hizmetler alınmalı.</p>
<p>Belediyelerin yetki ve görev alanları genişletilmeli.</p>
<p>Hiç vakit geçirilmeden Parlamenter Sisteme geçilmeli.</p>
<p>Liberal sistem, toplumumuzu huzura ve refaha taşımadı. Bu nedenle bedelleri sonradan ödenmek üzere;</p>
<p>Hava alanları, limanlar, yollar, köprüler, tüneller, enerji kurumları, iletişim kurumları ile tüm ulaşım ve üretim araçları kamulaştırılmalı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.malatyayabakis.com/corona-dedikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>23 NİSAN</title>
		<link>http://www.malatyayabakis.com/23-nisan-2.html</link>
		<comments>http://www.malatyayabakis.com/23-nisan-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2020 11:06:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kemal UYSALER]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.malatyayabakis.com/?p=46070</guid>
		<description><![CDATA[Japon Denizi’nden Viyana kapılarına kadar olan Asya ve Avrupa ile Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika’da buluna coğrafyalardaki topraklar üzerinde on altı Türk Devleti’nin egemenlik kurduğunu görmekteyiz. Bu devletler, Türk Devleti adını almışlarsa da, bu devletler, Türk Milleti’nin devletleri değildir. Zira millet ve milliyetçilik kavramları, 1789 yılındaki Fransız Devrimi sonrasında ortaya çıkmıştır. Bu devletleri kuran hanedanlar [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Japon Denizi’nden Viyana kapılarına kadar olan Asya ve Avrupa ile Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika’da buluna coğrafyalardaki topraklar üzerinde on altı Türk Devleti’nin egemenlik kurduğunu görmekteyiz.</p>
<p>Bu devletler, Türk Devleti adını almışlarsa da, bu devletler, Türk Milleti’nin devletleri değildir. Zira millet ve milliyetçilik kavramları, 1789 yılındaki Fransız Devrimi sonrasında ortaya çıkmıştır. Bu devletleri kuran hanedanlar Türk ise de, devletler Türk Milleti’nin yerine hanedanların devletiydi. Türk Milleti’nin tek milli devleti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.</p>
<p>Çünkü Osmanlı Devleti dâhil kurulan bu devletlerdeki anlayışa göre devlet ve memleket, hükümdar ve ailesinin müşterek malı sayılırdı. Bu anlayış gereği, bu devletlerde, merkezdeki hükümdar, oğulları ve diğer akrabalarını belirli, yörelere yönetici olarak atarlardı. Merkezdeki hükümdar öldüğü zaman, hükümdar tarafından belli yöreleri yönetmek üzere gönderilen hükümdar oğullar ve akrabaları, hükümdarlığı ele geçirmek için aralarında savaşırlardı.</p>
<p>Bu savaşlar sürecinde, ordu zayıflar ve yönetim açısından boşaltılan topraklar sahipsiz ve korumasız kalır, sonuçta da, devlet parçalanır ya da yıkılır ve toprakları başka toplumların eline geçerdi.</p>
<p>Osmanlılarda devletin birlik ve bütünlüğünü korumak amacıyla Padişah I. Ahmet zamanında 1603 yılına kadar kardeş katli meşrulaştırılmıştı.</p>
<p>1402-1413 yılları arasındaki Fetret Devri’nde Yıldırım Bayezıd’ın beş oğlu arasında, hükümdarlığı ele geçirmek için savaşlar olmuş, bu savaşlardan Mehmet Çelebi (I. Mehmet) başarıyla çıkarak, devletin birliğini sağlamıştır.</p>
<p>Kardeşler arasındaki savaşlar sırasında, iki kardeşten Musa Çelebi ile Mehmet Çelebi arasında devlet yönetiminin paylaşılması düşüncesi ileri sürülerek Musa Çelebi’nin Balkanları; Mehmet Çelebi’nin de Anadolu topraklarını yönetmesi gündeme getirilmiş, ancak Mehmet Çelebi tarafından bu istek reddedilmiştir.</p>
<p>Ayrıca Fatih’in oğullarından II. Bayezıd ile Cem Sultan arasındaki kavgalar sırasında Balkan topraklarının II. Bayezıd; Anadolu topraklarının da Cem Sultan tarafından yönetilmesi önerilmiş, ancak bu öneri de II. Bayezıd tarafından reddedilmiştir.</p>
<p>Bahse konu olan Türk Devletlerinde bir başka hâkim anlayış daha vardı. Hükümdarların Tanrı tarafından seçildiği ve yönetme erkini Tanrı’nın verdiği yani egemenlik kaynağının tanrı olduğu anlayışıdır.</p>
<p>Yavuz Sultan Selim, 1517 yılında Mısır’ı almasından sonra İslam birliğini sağlamak amacıyla kendini halife ilan etmiş ise de; halifeliğin İslam Dini ile hiçbir bağlantısı yoktur; ayrıca İslam birliğini sağladığı anlayışı geçersizdir.</p>
<p>Tarihe baktığımızda, Abbasiler döneminde İslam dünyasında; Abbasilerin, Mısır’daki Fatimilerin ve Endülüsteki Endülüs Emevi Devleti’nin aynı anda halifeleri vardı. Yani İslam dünyasında aynı yıllarda üç ayrı mekânda üç ayrı halife vardı.</p>
<p>23 Nisan 1920 tarihinde, Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla birlikte, Meclis’in üzerinde hiçbir güç yoktur, denilerek, aynı zamanda milli egemenliğe dayalı, ismi henüz konulmamış yeni bir Türk Devleti’nin kurulduğu belirtilmiştir. Bu devletin adı, 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmuştur.</p>
<p>Bu devleti kuran ve devletin sahibi Türk Milleti’dir. Egemenlik kaynağı halktır.</p>
<p>Atatürk, bu gerçeği, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir diyerek belirtmiştir.</p>
<p>TBMM asırlar sonrası Türk adının geçtiği ilk siyasi kurumdur. Kurucu Meclistir. Gazi Meclistir. Kurucu İradeyi (Milli İradeyi) temsil eden Meclistir.</p>
<p>Meclisimizin kuruluşunun 100’cü yılı kutlu olsun.</p>
<p>Başta Büyük İnsan Atatürk olmak üzere düşünce ve silah arkadaşlarını, şehitlerimizi şükran, saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.</p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.malatyayabakis.com/23-nisan-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NELER DEĞİŞECEK?</title>
		<link>http://www.malatyayabakis.com/neler-degisecek.html</link>
		<comments>http://www.malatyayabakis.com/neler-degisecek.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2020 08:24:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kemal UYSALER]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.malatyayabakis.com/?p=46027</guid>
		<description><![CDATA[2019 yılının son ayında, Çin’de ortaya çıkan ve sınır tanımadan bütün coğrafyaları kasıp kavuran ve milyonlarca insanın korkmasına, ölümüne ve aç kalmasına neden olan Corona’dan sonra, dünyada neler değişecek? Mevcut dünya düzeni yok olacak ve yeni bir dünya düzeni kurulacak. Yapay zekâ gelişecek, çok sayıda işler ve üretimler robotlar tarafından yapılacak. Silah üretimi azalacak. Kitlesel [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>2019 yılının son ayında, Çin’de ortaya çıkan ve sınır tanımadan bütün coğrafyaları kasıp kavuran ve milyonlarca insanın korkmasına, ölümüne ve aç kalmasına neden olan Corona’dan sonra, dünyada neler değişecek?</p>
<p>Mevcut dünya düzeni yok olacak ve yeni bir dünya düzeni kurulacak.</p>
<p>Yapay zekâ gelişecek, çok sayıda işler ve üretimler robotlar tarafından yapılacak.</p>
<p>Silah üretimi azalacak.</p>
<p>Kitlesel katliamlara neden olan konvansiyonel ve nükleer silahlar ortadan kalacak.</p>
<p>Sömürü olmayacak.</p>
<p>İşçi patron ayrımı yapılmayacak.</p>
<p>Servet savaşları yapılmayacak.</p>
<p>Din ve mezhep savaşları son bulacak.</p>
<p>Din yerine insan öne çıkacak.</p>
<p>Küreselleşme ortadan kalkacak.</p>
<p>Para yerine vatan öne çıkacak.</p>
<p>ABD’deki eyaletler, birer bağımsız devlet olacak.</p>
<p>Ulus devletler çoğalacak.</p>
<p>AB son bulacak.</p>
<p>NATO dağılacak.</p>
<p>Kişi ve faşist yönetimler son bulacak.</p>
<p>İnsan hakları öne çıkacak.</p>
<p>Demokratik yönetimler kurulacak.</p>
<p>Yerel yönetimler ağırlık kazanacak.</p>
<p>Bütün yasaklar kalkacak.</p>
<p>İleri teknoloji üretimi ağırlık kazanacak. Üretim, büyük fabrikalar yerine küçük işletmelerde (KOBİ) yapılacak.</p>
<p>Doğada yapılan katliamlar, yerini doğanın korunmasına bırakacak.</p>
<p>Tarım üretimleri artacak.</p>
<p>Tüketim azalacak, üretim artacak.</p>
<p>Mal ve hizmetler ucuzlayacak.</p>
<p>Bütün insanların evi ve işi olacak.</p>
<p>İnsanlar, insan olduklarının farkına varacak.</p>
<p>İnsanlar, karşılıklı olarak birbirlerine karşı saygı duyacak.</p>
<p>Her alanda adalet gerçekleşecek.</p>
<p>Cezaevlerinde çok az hükümlü olacak.</p>
<p>Akarsular, göller, denizlerle birlikte çevre temizliği sağlanacak.</p>
<p>Fiziki ve sosyal kirlilik olmayacak.</p>
<p>Başta eğitim ve sağlık alanlarında olmak üzere çok sayıdaki alanda parasız hizmetler alınacak.</p>
<p>Hava alanları, limanlar, yollar, köprüler, tüneller ile tüm ulaşım ve üretim araçları kamulaştırılacak.</p>
<p>Bunlar, benim öngörülerimdir… Bakalım zaman neyi gösterecek.</p>
<p><strong> 12.04.2020-İZMİR</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.malatyayabakis.com/neler-degisecek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YARDIM KAMPANYASI</title>
		<link>http://www.malatyayabakis.com/yardim-kampanyasi.html</link>
		<comments>http://www.malatyayabakis.com/yardim-kampanyasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2020 08:52:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kemal UYSALER]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.malatyayabakis.com/?p=45975</guid>
		<description><![CDATA[Çin de, Aralık 2019 ayı sonlarında görülmeye başlanılan Korona Virüsü, Ülkemizde de 10 Mart 2020’den itibaren kendisini hissettirdi. 10 Mart 2020 tarihinden itibaren alınan tüm önlemlere karşın, Korona Virüsü, olumsuz sonuçlar yaşanılmasına neden olmaktadır. Bu olumsuzluklardan etkilenen ve evde kalmaları istenilen yurttaşların gereksinimlerini karşılanması amacıyla, bazı Büyükşehir Belediye Başkanları tarafından 30.03.2020 tarihinde, yardım kampanyaları başlatılmış; [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Çin de, Aralık 2019 ayı sonlarında görülmeye başlanılan Korona Virüsü, Ülkemizde de 10 Mart 2020’den itibaren kendisini hissettirdi.</p>
<p>10 Mart 2020 tarihinden itibaren alınan tüm önlemlere karşın, Korona Virüsü, olumsuz sonuçlar yaşanılmasına neden olmaktadır.</p>
<p>Bu olumsuzluklardan etkilenen ve evde kalmaları istenilen yurttaşların gereksinimlerini karşılanması amacıyla, bazı Büyükşehir Belediye Başkanları tarafından 30.03.2020 tarihinde, yardım kampanyaları başlatılmış; ne var ki bu kampanya gereği bankalara yatırılan yardım tutarları, İçişleri Bakanlığı tarafından bloke edilmiştir.</p>
<p>Cumhurbaşkanı,“devlet içinde devlet olmaz” yaklaşımı ile belediyelerin yardım kampanyası yapamayacaklarını belirtti.</p>
<p>Devlet, kurumlar toplamıdır, belediye de bir devlet kurumudur; devlet içinde devlet değildir.</p>
<p>Oysa bu virüs: sınır tanımıyor, kadın erkek ayırmıyor, zengin fakir tanımıyor, herkesi ve her yeri, kasıp kavuruyor.</p>
<p>Cumhurbaşkanı da, 30.03.2020 tarihinde BİZ BİZE YETERİZ TÜRKİYEM MİLLİ DAYANIŞMA KAMPANYASI başlattı..</p>
<p>Cumhurbaşkanı 7 aylık maaşını yardım olarak vereceğini belirtti.</p>
<p>7 aylık maaş yerine, 7 aylık harcamasını, yardım olarak ayırması yerinde ve daha yararlı olurdu.</p>
<p>Ayrıca parti başkanı, Meclis Başkanı, Bakanlar, Milletvekilleri, memurlar, meslek kuruluşları, iş adamları değişik oranlarda yardım yapacaklarını bildirdiler.</p>
<p>Tamam değişik kesimler, farklı oranlarda yardım yapıyorlar da daha önceleri</p>
<p>Gölcük Depremi için yapılan,</p>
<p>Dolma Bahçe’de şehit olan polisler için yapılan,</p>
<p>15 Temmuz Şehitleri için yapılan,</p>
<p>Elazığ Depremi için yapılan yardım paralarının ne olduğu, vatandaşlar tarafından yazılı ve sözlü medyalarda soruluyor.</p>
<p>Cumhurbaşkanı’nın başlatmış olduğu yardım kampanyasına yardım yapanların yaptıkları yardım miktarlarının, vergiden düşüldüğü belirtiliyor.</p>
<p>Böyle bir şey olur mu?</p>
<p>Bu nasıl bir yardımdır?</p>
<p>Ve bu nasıl bir yardım anlayışıdır?</p>
<p>Cumhurbaşkanı, Kurtuluş savaşı sırasında, Atatürk’ün de Tekâlif-i Milliye adını alan yardımları halktan aldığını söyledi.</p>
<p>Yardım konusunda Atatürk’ü örnek vermek niye?</p>
<p>M. Kemal’in zamanı ile içinde yaşadığımız zamanın koşulları aynı mıdır?</p>
<p>M. Kemal 5 Ağustos 1921 tarihinde TBMM tarafından başkomutan seçilir ve Meclisin tüm yetkilerini üş aylık bir süreç için de üslenir.</p>
<p>M. Kemal, 7 Ağustos 1921 yılında çıkardığı Tekâlif-i Milliye yasası gereği alınan yardımlar, bitmek ve tükenmek üzere elde olan askerlerle; Mete Han’ın ortaya koyduğu onlu sisteme göre oluşturulan ordunun gereksinimlerini karşılamak üzere ve alınanların, geri ödenilmesi koşuluyla alınmıştır.</p>
<p>Tarih bilgisini, tarih bilenlerden öğrenelim…</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.malatyayabakis.com/yardim-kampanyasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
