<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Malatyaya Bakış &#187; Metin ÖZGEN</title>
	<atom:link href="http://www.malatyayabakis.com/author/metinozgen/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.malatyayabakis.com</link>
	<description>Bir başka WordPress sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2023 07:26:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
		<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
		<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.9.1</generator>
	<item>
		<title>DEDİKODUNUN KAYNAĞI : SÛ-İZANN</title>
		<link>http://www.malatyayabakis.com/dedikodunun-kaynagi-su-izann.html</link>
		<comments>http://www.malatyayabakis.com/dedikodunun-kaynagi-su-izann.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2016 08:20:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Metin ÖZGEN]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.malatyayabakis.com/?p=21070</guid>
		<description><![CDATA[Sevginin saygının hakkını yerine getiremeyen insanlar SÛ-İZANN içerisinde bulunmaya yatkındırlar. Sû-i zanda bulunmaya alışkın olan ve bundan bir türlü vazgeçemeyenlerin OLGUNLUK DERECESİ azalır. Eğer insan, her şeye kötü fikir beslerse, iyi ve güzel olan şeylere ŞÜPHE ile bakar kusurlar ararsa, herkesi KÖTÜ zannederse OLGUNLUĞA KARŞI HAYRANLIK duyamaz. İyilikleri, güzellikleri, hoş olan durumları kendine MODEL alıp, [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Sevginin saygının hakkını yerine getiremeyen insanlar SÛ-İZANN içerisinde bulunmaya yatkındırlar. Sû-i zanda bulunmaya alışkın olan ve bundan bir türlü vazgeçemeyenlerin OLGUNLUK DERECESİ azalır.</p>
<p>Eğer insan, her şeye kötü fikir beslerse, iyi ve güzel olan şeylere ŞÜPHE ile bakar kusurlar ararsa, herkesi KÖTÜ zannederse OLGUNLUĞA KARŞI HAYRANLIK duyamaz. İyilikleri, güzellikleri, hoş olan durumları kendine MODEL alıp, davranışlarını değiştiremez.</p>
<p>Sevgi – saygı ve dostluk, (MUHABBET) insanlar için büyük önem taşır. SÛ-İZANN bu kavramlara, bu öneme engel olur. İnsanlık ilişkilerini zorlaştırır, çıkmaza sokar.</p>
<p>İNSANCA YAŞAMAK için, birbirimize tutkunluğumuzun karşılıklı gönül vermişliğimizin, içtenlikle anlaşmalarımızın gerçek değerlerine ulaşabilmesi, SÛ-İZANN’dan uzak durmamıza bağlıdır. Bunu başarmak için AKIL GEREKİR. Aklıyla gerçeği görüp, ona göre davranmayan, bir işte veya bir insana karşı düşüncesizce hareket eden AKLI KIT kişiler SÛ-İZANN’dan geri durabilirler mi? GERÇEKLERE UYGUN DAVRANIŞLAR’da bulunabilirler mi?</p>
<p>SÛ-İZANN duygularıyla yüklü olanlar hiç olumlu düşünemediklerinden, iyi insanların güzel davranışlarını, haklılıklarını bile kötüye yorarlar. Her iyiliğin, her güzel davranışın BİR ÇIKAR karşılığında yapıldığını zannederler. Karşılıksız yapılan iyiliği BUDALALIK sayarlar. Doğruluktan ayrılmayan, adaletle iş gören, hakkı yerine getiren insanlara bile dil uzatarak, onların böyle adaletli davranmalarını mutlaka bir çıkar (menfaat) karşılığında yaptıklarını söylemekten çekinmezler. İşte bunun için GIYBET alıp yürümekte ve gün geçtikçe artmaktadır.</p>
<p>AKIL SAHİPLERİ, gıybet edenlerin karşısında SÛ-İZANN’dan uzak durup KULAKLARINI ve GÖZLERİNİ korurlar. Dedikoduculardan korunmayan, kulak ve göz insan gönlünde olumsuz etkiler yapar. ÖZSAYGI’nın yitimine sebep olur. Yitirilen özsaygı SÛ-İZANN’la hareket etmeyi körükler.</p>
<p>Bir konu üzerinde sû-izannla yapılan GIYBET’ler daha çok kötü düşüncelere ve daha çok içinden çıkılmaz tartışmalara – çekişmelere yol açar.</p>
<p>Aklına sahip olmasını başarabilen bir kimse, eğer söylemek istediği bir sözü SÖYLEMEDİĞİ ZAMAN herhangi bir zarar olmuyorsa ve söylediğinde de bir yarar sağlamıyorsa yani SÖYLEYİP – SÖYLEMEMEKLE bir şey değişmiyorsa o sözü boşu boşuna söylemez. Çünkü SÛ-İZANN zihniyetiyle hareket edenlerin konuyu saptıracaklarını iyi bilir.</p>
<p>SÛ-İZANN duygularıyla yüklü olanlar, duyduklarını, gördüklerini, yaşadıklarını mutlaka KÖTÜYE ÇEKER’ler. Yanlış yorumlarıyla yakın çevrelerinin SOSYAL HUZUR’unu bozduklarının farkında değillerdir. Her şeye bir bahane, herkese bir kusur bulmak, onların duyuşlarındaki, düşüncelerindeki ve inanışlarındaki tek özellik ÇIKARLARINA TERS DÜŞEN her şeyi ve herkesi kötüleyerek GIYBET ETMEK’tir.</p>
<p>GIYBET’in (DEDİKODUNUN) kaynağı SÛ-İZANN’dır.</p>
<p>Her işte bir HİLE olduğunu sanan, hep KUŞKU içerisinde olan, herkesten İŞKİL’lenen kimseler, dosdoğru, sapasağlam, tertemiz, saf, suçsuz, günahsız insanlara karşı bile SÛ-İ NİYYET beslerler. Böyle kötü niyet içerisinde olup, SÛ-İZANN’la hareket edenler, her konuya OLUMSUZ ve ÜMİTSİZ yaklaşırlar. FELAKET TELLALLIĞI’nı dilden bırakmazlar. Kötümser fikirleriyle herkesi karamsarlığı sokar, üzer ve ümitsizliğe düşürürler. İşte AKIL SAHİPLERİ’nin akıllarını kullanmaları burada başlar. Akıllı olanlar DEDİKODUCU’ların, GIYBETÇİ’lerin sözlerine aldırış etmez, değer vermez, dayanma gücünü yitirmez, ÖZGÜVEN DUYGUSU’nu sarsmazlar.</p>
<p>Akıllı insanların gıybetçilere karşı davranmaları gereken husus onları dinlememek gıybet etmelerine FIRSAT VERMEMEK’tir. SÛ-İZANN’la hareket ederek gıybet yapanlara katılanlar, onların kötü davranışlarına ortak olmuş sayılırlar. Gıybetçilerin yanlarında yer alarak onların SÛ-İZAN ile ortaya attıkları düşüncelere katılan insanlarda akıl bulamazsınız.</p>
<p>Dedikoducu olmayı, onu – bunu GIYBET ETME’yi bir hayat tarzı haline getirmiş olanlardan uzak duran kişiler, AKILLI İNSANLAR’dır. Dedikoducuların sözlerine kapılmaz, onların endişe veren kuruntularından asla etkilenmezler. Gıybet edenlerin sözleriyle hareket edenler kendilerini ve çevrelerini iyimser ortama çeviremezler.</p>
<p>Dedikoducuların dediklerine bakar, onlara uyarsanız İNSANLIĞIN AMAÇLARI’na ulaşamazsınız. Hayatınıza yön verecek bir IŞIK bulamazsınız; davranışlarınız, görüşleriniz, inançlarınız sarsılabilir.</p>
<p>Usandıracak derecede, sinirlendirecek biçimde, durmadan konuşmanın hiç hoş bir şey olmadığını bilirsiniz. Halk arasında VIRLAMAK diye nitelendirilen, böyle bir duruma düşmeyenler SÖZÜNÜ SOHBETİNİ BİLEN insanlardır. Sözünü sohbetini bilen muhterem kimselerde öyle bir GÜÇ vardır ki..! Bu güç o kıymetli insanların kendi AHLÂK DEĞERLERİ üzerinde yargılama yapabilmelerini sağlar. Fakat ne yazık ki GIYBET EDENLER, başkalarını çekiştirmeleri yüzünden kendi davranışları hakkında bir YARGIDA BULUNMA GÜCÜ’nden yoksun kalmışlardır. Kendileriyle ilgili olayların gelişiminde EMPATİ kuramaz, kimseyle DUYGUDAŞ olamazlar. İyice bir güzel, bir temiz, şöyle ADAMAKILLI bir DOSTLUK’ları yoktur.</p>
<p>SÛ-İZANN’dan uzak duran, insanlıktan ayrılmayan değerli dostlar..! İnsanların karakterlerini çabukça, hemen anlayabilen ADAM SARRAFLARI..! Ne mutlu size..!</p>
<p>Ne mutlu dedikoduculardan uzaklaşıp, kendilerini GIYBET’ten koruyanlara..! Ne mutlu işini gücünü bilerek, tertemiz, dostdoğru çalışarak onurunu koruyanlara!</p>
<p>Sonuç olarak önemle belirtelim ki:</p>
<p>Karşınızdaki insanlar ne kadar dedikoducu olurlarsa olsunlar, ne kadar GIYBET ederlerse etsinler, hatta hiç iyilik bilmeseler de bilmesinler, siz yine de DOĞRU olun, GIYBET etmeyin, hep İYİLİK EDİN de İNSANLIK SİZDE KALSIN..!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>Konumuzla ilgili ADAMAKILLI SÖZLER:</em></strong></p>
<p><strong><em>* Karşındaki insanı, ruhen (psikolojik olarak) göremiyorsan, kör sayılırsın… BYRON</em></strong></p>
<p><strong><em>* Denizin dibinde İNCİLER’le TAŞLAR karışık bulunur. Övülecek şeyler de KUSUR ve YANLIŞLAR’ın arasında bulunur.</em></strong></p>
<p><strong><em>* Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.</em></strong></p>
<p><strong><em>*Alçakgönüllü yüreklerde yaşayan düşünceler yüksek düşüncelerdir. Montaigne</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.malatyayabakis.com/dedikodunun-kaynagi-su-izann.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FAZİLET ÖLÇÜLERİ’NDE AKIL DEĞERLERİ</title>
		<link>http://www.malatyayabakis.com/fazilet-olculerinde-akil-degerleri.html</link>
		<comments>http://www.malatyayabakis.com/fazilet-olculerinde-akil-degerleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2015 14:01:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Metin ÖZGEN]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.malatyayabakis.com/?p=17155</guid>
		<description><![CDATA[Keleci bilen kişinin, Yüzünü ağ ede bir söz. Sözü pişirip diyenin, İşini sağ ede bir söz.   Söz ola kese savaşı, Söz ola bitire başı, Söz ola ağulu aşı, Bal ile yağ ede bir söz. Yunus EMRE &#160; Toplumsal ilişkilerimizde, insanlık bağlarımızın sağlamlığı, SEVGİ – SAYGI – İLGİ – İTAAT – YARDIM – FEDAKÂRLIK – [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><em>Keleci bilen kişinin,</em></p>
<p><em>Yüzünü ağ ede bir söz.</em></p>
<p><em>Sözü pişirip diyenin,</em></p>
<p><em>İşini sağ ede bir söz.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Söz ola kese savaşı,</em></p>
<p><em>Söz ola bitire başı,</em></p>
<p><em>Söz ola ağulu aşı,</em></p>
<p><em>Bal ile yağ ede bir söz.</em></p>
<p><strong><em>Yunus EMRE</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Toplumsal ilişkilerimizde, insanlık bağlarımızın sağlamlığı, SEVGİ – SAYGI – İLGİ – İTAAT – YARDIM – FEDAKÂRLIK – MERHAMET – İNSAF kavramlarını tam özümsemiş, hakkıyla benimseyip içtenlikle UYGULAMA’mız ile değer kazanır.</p>
<p>Ahlakın övdüğü İYİ OLMA – alçak gönüllülük – doğruluk – yiğitlik – mertlik gibi nitelikleri kendimizde toplayabildiğimiz ölçüde İNSANLIK kavramının farkına varabiliriz. Bu farkındalık gerçek sevgimizin asıl saygımızın, içtenlikli duygularımızın temelini oluşturur. Bu temel üzerine açık yüreklilikle kurduğumuz, karşılıklı olarak candan davranışlarımız insanlığımızı ortaya koyar. İnsanlığa dayanmayan sevgilerin içtenli ve devamlı olması beklenemez.</p>
<p>Beklentilerin gerçekleşebilmesi için AKLI KULLANMAK ve aklın OLGUNLUK DERECESİ’ni artırmak, insanlık sevgisinin HAKKINI YERİNE GETİRMEK önem taşımaktadır. Bu önem, kişilerin keyfine göre değil, toplumsal ahlakın değer yargılarına göre UYMAK ZORUNDA OLDUĞUMUZ kurallara dayanmaktadır. Bu kurallar insanlığın İNSAN OLMANIN bir zorunluluğu, mutlak bir gereğidir. Ne mutlu değerlerinin gereğini yapabilenlere! Ne mutlu AKIL GÜCÜ’nün değerini bilip insanlık ilişkilerini karşılıklı sürdürebilenlere..!</p>
<p>Bir insanın yapması gereken ve yapabileceği doğal davranışlardan ve uymasının gerekliliği şart olan TOPLUMSAL KURALLAR’dan başka, o insanı ERDEMLİ KILACAK daha güzel bir şey olabilir mi?</p>
<p>İnsanlara saygıda kusur etmeyen, başkalarının olumsuz davranışlarını HOŞGÖRÜ ile karşılayan, NEZAKETLİ hareket eden, TERBİYE sınırlarını aşmayanlar AKILLI ve ERDEMLİ insanlardır. Böyle erdemlere sahip olanlar kimseyi rencide etmez, horlamaz, hasetlik yapmaz, ANLAYIŞLI davranırlar. Güzel sözlerle, iyi davranışlar gösterenleri, toplumsal GÖRGÜ KURALLARI’nı benimseyip, içtenlikli uygulamalarıyla ÖRNEK OLANLAR’ı iyi değerlendiremeyenler, AKLINI KULLANAMIYOR demektir. Sadece aklını kullanamamakla kalsalar neyse, başkalarının düşünceleri, fikirleri, inançları kendisine uymuyor diye onlara incitici, rencide edici davranışlarla sitem ediyorlar. Bu böyle sitemli davranışlarının FAZİLET ÖLÇÜLERİ’ne uygun olmadığını düşünemedikleri gibi, toplumsal – kültürel değerlerini kaybettiklerinin farkına bile varamıyorlar. Halbu ki insanlıkta önemli olan, saygısız, nezaketsiz, kaba sataşkan kişilerle geçinmeyi başarabilmektir.</p>
<p>Aklını iyi kullanarak, çevresindeki kişileri İNSAN OLMANIN GEREKTİRDİĞİ FAZİLET ÖLÇÜLERİ (erdemlilik) içerisinde değerlendirip toplumsal ilişkilerini ona göre düzenleyebilenler çok olgun ve yüce kişilerdir.</p>
<p>Yazıklar olsun fazilet ölçülerini kaçırıp, düşmanlık ve intikam duygularına kapılanlara..!</p>
<p>Yazık..! İnsanlar arasında saygınlığını düşürenlere!</p>
<p>Çok yazık..! AĞIRBAŞLI’lığını kaybedenlere..!</p>
<p>Çok… Çok yazık, davranışları, içinde yaşadığı toplumun ahlak anlayışına uymayan, kişiliği ciddiye alınmayan hafif insanlara..!</p>
<p>Ne mutlu, kişiliğini, insanlığa özgü özelliklerini, her zaman, her yerde devam ettirerek, saygınlığını düşürmeyen, ağırlığını koruyabilen insanlara..!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.malatyayabakis.com/fazilet-olculerinde-akil-degerleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanlığın kalitesinde yetişme tarzı</title>
		<link>http://www.malatyayabakis.com/insanligin-kalitesinde-yetisme-tarzi.html</link>
		<comments>http://www.malatyayabakis.com/insanligin-kalitesinde-yetisme-tarzi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Mar 2014 10:50:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Metin ÖZGEN]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.malatyayabakis.com/?p=96</guid>
		<description><![CDATA[Duygusal ve sosyal davranışların gelişmesinde çocuğun yaşadığı toplumdan alacağı derslerin çok büyük payı vardır. Çocuğu başarıya götürecek temel esaslar duygusal ve sosyal davranışların eğitimiyle gerçekleşebilir. Çocuğun kendi benliğinin farkına varabilmesi anne ve babanın çocukta bilinç uyandırmaya çalışmalarına bağlıdır. Bebeklik döneminde tamamen içgüdüsel hareket eden çocuğun bilincinin etkisi görülmeye başladığı günlerden itibaren ciddi olarak sağlıklı bir [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Duygusal ve sosyal davranışların gelişmesinde çocuğun yaşadığı toplumdan alacağı derslerin çok büyük payı vardır. Çocuğu başarıya götürecek temel esaslar duygusal ve sosyal davranışların eğitimiyle gerçekleşebilir.</p>
<p>Çocuğun kendi benliğinin farkına varabilmesi anne ve babanın çocukta bilinç uyandırmaya çalışmalarına bağlıdır. Bebeklik döneminde tamamen içgüdüsel hareket eden çocuğun bilincinin etkisi görülmeye başladığı günlerden itibaren ciddi olarak sağlıklı bir destek görmesi önem taşımaktadır.</p>
<p>Çocuğun bütün duygusal ve sosyal davranış şekilleri, yaşadığı toplumun sosyal yansımalarından başka bir şey olamaz. Canlıların en şereflisi olan insan bu şerefini sosyal varlık olmasına borçludur. Çocuğun önce ailesi sonra aileye en yakın çevresi, komşuları, akrabaları, okulu, arkadaşları, oyuncakları, hatta günlük alışveriş yaptığı mahalle bakkalının market çalışanlarının hepsi bütün sosyal belirtileriyle onun üzerinde etkili olmaktadır.</p>
<p>Normal olarak dünyaya gözlerini açan çocuk her yönüyle berrak, şeffaf ve tertemizdir. İnsanın sosyal ve duygusal davranışlarına mahsus ne varsa hepsi çocukluk döneminde yakın çevresinin bireyleri tarafından kazandırılır. Çocuk büyütürken, onun beslenmesi, temizliği ve sosyal gelişimi de o derece önemlidir. Bu önemin insanın sağlam kişilikli, dürüst karakterli olmasındaki rolünü her anne ve babanın gerçek eğitim görevleri olduğunu kavramış olmaları gerekir. Anne ve babanın eğitim görevlerini yerine getiriş biçimlerine göre çocuklar üzerinde şu davranış durumları ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>1- Davranışlarındaki dengeler</p>
<p>a) Sinirli – Rahat</p>
<p>b) Gergin – Sakin – Heyecanlı</p>
<p>c) Endişeli – Durgun</p>
<p>ç) Telaşlı – Telaşsız</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2) İçe ve dışa dönüklük</p>
<p>a) Konuşkan – Suskun</p>
<p>b) Girişken – Çekingen</p>
<p>c) Açıkgöz – Kapalı</p>
<p>ç) Maceracı</p>
<p>d) Peşin hükümlü</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>3) Uzlaşabilirlilik</p>
<p>a) İşbirliğine açık – Demokratik</p>
<p>b) İyi huylu – Kötümser değil</p>
<p>c) Nazik – Kibar</p>
<p>d) İnatçı – Kıskanç</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>4) Kültürlülük</p>
<p>a) Hayal gücü geniş</p>
<p>b) Yeniliğe açık</p>
<p>c) Dar görüşlü</p>
<p>ç) Geniş bir dünya görüşüne sahip</p>
<p>d) Sanat sever – Sanata duyarsız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>5) Sorumluluk</p>
<p>a) Sebatkâr – Sebatsız</p>
<p>b) Dikkatli – Dikkatsiz</p>
<p>c) Düzenli – Tedbirli – Koruyucu –Titiz</p>
<p>d) Dağınık – Düzensiz</p>
<p>d) Güvenilir – Güvenilmez</p>
<p>e) Açıksözlü – Samimi</p>
<p>f) Atılgan – Üretken</p>
<p>g) Rekabet gücü yüksek</p>
<p>h) Lider</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sayın anneler ve babalar</p>
<p>Beş ana başlık altında belirttiğimiz bu davranış biçimlerini çocuklarınıza kazandırmanız için neler düşündüğünüzü ve neler yapıp yapmadığınızı gözden geçirmeniz gerekiyor. Acaba çocuğunuz doğuştan itibaren hangi duygusal ve sosyal davranış biçimlerini kazandırdınız. Sizin ve çok yakın çevrenizin çocuğunuz üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri nelerdir? Üç yaşını doldurup çevresiyle tamamen sosyal ilişkiler kurmaya başlayan çocuğunuzun normal davranış özelliklerinin temelleri daha bebeklik döneminde atılmış olmalıdır.</p>
<p>Sonuç olarak çocuklarımızın dünyaya gelişlerinden yetkin insan oluncaya kadar geçen süre içerisinde her yaşın icap ettirdiği gerek fiziksel ve gerekse psikolojik özelliklerin esaslarına göre ısrarla ve önemle üzerinde durulmalıdır. Duygusal ve sosyal davranış özelliklerinin olumlu sonuçlara ulaşabilmesi buna bağlıdır. Çalışmaların tam ve zamanında yapılması, araç – gereç ve yöntemlerin noksansız ve doğru kullanılması başarının ve İNSANLIĞIN KALİTESİni artıracaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.malatyayabakis.com/insanligin-kalitesinde-yetisme-tarzi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
