COVİD-19 KARŞI 2020 I. DÖNEM GEÇİCİ VERGİ KALKSIN
Üretimden gelen gücün teknolojiye yenik düştüğü günümüzde yapay zekâ ile Covid-19 virüsünü yenebilir miyiz?
Dünyada ve ülkemizde her geçen gün artarak olumsuz etkisini yaşamın her kesiminde gösteren Covid-19 salgını nedeniyle ülkemizde ilk Covid-19 vakasının görüldüğü günden bugüne geçen bir aylık sürede Covid-19 salgının artarak devam etmesinin gelecekte ekonomiyi ve iş dünyasını daha da olumsuz etkileneceği öngörülmektedir.
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Covid-19 salgınının ülkemizde de görülmesi üzerine ekonomide yaşanması muhtemel olumsuzlukları asgari düzeyde tutmak için açıklamış olduğu “Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi” son derece önemliydi. Bunun uygulanması sonrasında Covid-19 salgının artarak devam etmesi ve ekonomik ve sosyal yaşama ait “Evde Kal Türkiye” ve “Biz Bize Yeteriz” ile “Milli Dayanışma Kampanyası” tedbirlerinin alınması ekonomide yaşanan daralmayı ve işsizliği önlemekte arzu edilen seviyede olmaması yeni bazı ekonomik tedbirlerin alınması zorunlu kılmaktadır.
Bildiği üzere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120 maddesinde yer aldığı şekli ile Geçici Vergi; Ticari kazanç sahipleri (basit usulde vergilendirilenler hariç) ile serbest meslek erbabı cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, bu kanunun ticari veya mesleki kazancın tespitine ilişkin hükümlerine göre belirlenen ilgili hesap döneminin altışar aylık kazançları üzerinden 103 üncü maddede yer alan tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranda geçici vergi öderler. (2000/1514 sayılı BKK ile üçer aylık Yürürlük; 01.01.2001) şeklinde düzenlenmiştir. Aynı kanun maddesinde Cumhurbaşkanı’na geçici vergi süresini 3’er aylık dönemler ve ödeme süresini de buna göre belirleme yetkisi verilmiş bulunmaktadır.
2020 yılı Ocak-Mart dönemini kapsayan I.dönem geçici vergi beyannamesi ve ödemesi Mayıs-2020 ayı içinde verilecek ve ödenecektir. “Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi”nde yer alan ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yayınlanan 518 seri nolu VUK tebliği kapsamında Mart-Nisan-Mayıs aylarına ait KDV ve Muhtasar beyannamelerin verilme ve ödeme sürerlinin altı aylık sürerler haklinde ertelendiği bir dönemde 2020 yılı Ocak-Mart dönemini kapsayan I.dönem geçici vergi beyannamesinin Mayıs ayı içinde verilmesi ve hesaplanan geçici verginin ödenmesi ne kadar doğru olur.
Vergi tekniği acısından geçici vergi normal şartlarda mutad olarak vergi yıllık vergiye mahsuben peşin olarak alınan bir vergi mahiyetindedir. Yaşanan bu Covid-19 salgını süreci ise olağan üstü bir dönemdir. Geçici verginin hesaplanmasına dayanak teşkil eden Katma Değer Vergisi ve Gelir Vergisi Stopaj kesintilerinin beyan edilmesi ve ödenmesinin ertelendiği bir dönemde geçici verginin hesaplanması beyan edilmesi ve ödenmesi vergi tekniği açısından da sorun teşkil edecektir. Çünkü kayden ve hesaben yapılan ödemelerin beyanlarının ve ödemelerinin ertelendiği bir süreçte bu vergilerin geçiciye mahsup edilmesi nasıl mümkün olacaktır.
İşyerlerinin şartellerini indirdiği ve işçilerine izin vererek üretimine ara verdiği, İçişleri Bakanlığı’nca alınan tedbirler kapsamında geçici süreliğine faaliyetlerine ara verilen küçük esnafın kepenk kapattığı bu dönemde kaydı olarak hesaplanan fiktif kârın vergisinin ödenmesi ne kadar adil olacaktır.
Ekonomiden sosyal hayata yaşamın tüm kesimin olumsuz bir şekilde etkileyen Covid-19 salgının etkilerini azaltmak, iş dünyasının bir nebzede olsa üzerindeki vergi yükünü hafifletmek için 2020 yılı I.Dönem geçici verginin kaldırılması, 2020 yılı için geçici vergi uygulamasının 193 sayılı kanun metninde yer aldığı şekli ile altı aylık dönemler halinde beyan edilerek ödenmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.
Çünkü ekonomi piyasası belirli dönemlerde yeni vergiler konularak disiplin edilirken, belirli ve olağan üstü dönemlerde de vergi alınmayarak disiplin edilir. Bu adil bir vergi sistemin temel prensiplerindendir.
Bununla birlikte Covid-19′un neden olduğu ekonomik krizin etkisini azaltmak için Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere tüm bakanlıklarda 2020 yılı bütçesinde yer alan temsil ve ağırlama gider bütçelerinin 1/2′sı küçük esnafa destek vermek amacıyla “Milli Dayanışma Kampanyası”na aktarılması hususunda yasal düzenleme yapılmalıdır.
Bu konuda başta TSO ve ESOB gibi meslek kuruluşları olmak üzere konuya taraf tüm kesimlerin bu konuda Hazine ve Maliye Bakanlığı nezdinde gerekli girişimlerde bulunması önem arz etmektedir.
Tekâlif-i Milliye (Milli Yükümlülükler) Anısına
“Bazen susmak gerekirken konuşmak lazım gelmez.”
Devlet geçmişi değil geleceği inşa etmek için vardır.
Her Türk vatandaşının mülkiyet hakkı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvencesi altındadır.
Aksini düşünmek ya da ima etmek bu millete haksızlıktır.
Yalnız ve güzel ülkem Türkiyem.
Kaynak; http://www.alomaliye.com/
YORUMLAR
BENZER HABERLER
KÖŞE YAZARLARI
Tüm Yazarlar
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ 2023 YILI YATIRIM PROGRAMI DEĞERLENDİRİLDİ
MALATYA’DAN 48 MİLYON DOLAR İHRACAT
KESKİN: “ZİNCİR MARKETLER ARTIK MİLLİ GÜVENLİK SORUNU OLMUŞTUR”
MALATYA TSO’NUN YENİ YÖNETİM KURULU BELİRLENDİ
GÜRKAN: “BÖLGE TRAFİĞİNİ RAHATLATACAK BİR YOL AĞI OLUŞTURULUYORUZ”







